Bir füzyon motoru, atom çekirdeklerinin birleþmesinden gelen enerjiyle çalýþýr, ve fisyon motorundan daha verimlidir. Füzyon reaktörü daha az zararlý radyasyon üretir. Döteryum (aðýr hidrojen) ve helyum 3 (olaðan helyumun daha hafifi) ile çalýþan bu reaktörü yakýtla beslemek daha kolaydýr.
Archive for the ‘Astronomi’ Category
Bir dürbün vasıtasıyla aya baktığımızda görülen delik deşik olmuş sathı ibret vericidir. Ayın bu görünüşü zamanla meydana gelmiştir. Uzun müddet devam eden meteorit yağmurları bu ürpertici tabloya sebeb olmuşlardır.
Pluton, güneş sistemi içerisinde en küçük ve güneşe en uzak olan gezegendir. En büyük teleskoplarla dahi bakıldığında ufak bir ışık lekesi olarak görülür.
Voyager-2, Satürn’ü ziyaret ettikten 4,5 yıl sonra, Uranüs yakınında yaptığı 6 saatlik bir geçiş uçuşu esnasında gönderdiği yakın çekim fotoğraflarla, 2 asır önce William Herchel tara-fından yapılan çalışmalara, çok değerli bilgiler ilâve etmiştir. Uranüs, sistemimizin üçüncü büyük gezegeni olup, güneş etrafındaki turunu 84 yılda, kendi ekseni etrafındaki turunu ise 17.2 saatte tamamlamaktadır. Bu turlarını 21.2 [...]
Kâinatta mutlak boşluk yoktur. Zerreler, küreler, irili ufaklı cisimlerle doludur. Yapısı atomdan daha latif olan esir maddesini b:ir başka yazıya bırakarak, büyük küreler daha doğrusu kürevari varlıklar olan galaksilerden söz edelim. Kenarını köşesini kavrayamadığımız kâinatta büyüklüklerini ölçemediğimiz bu mahlûkların yapı ve hareketlerine şöyle bir bakalım. Belki küçüklüğümüzü anlamamıza ve bütün bu sistemleri halk edenin büyüklüğünü [...]
Yıldızın atomlarındaki elektron ve protonlar çarpıştırılıp nötronlar yaratılırken, bu dönüşüm esnasında yıldızın iç bölgelerinden aniden müthiş bir nötrino çıkışı gözlenir. Bunun neticesi olarak yıldızın çekirdeği dev bir ‘nötron’ topuna dönüştürülür. Şok dalgası ve nötrino darbesi ile yıldızın üst üste tabakalarından dışarıya doğru muazzam miktarda enerji geçişi vuku bulur. Yıldızın bu kadar çok enerjiyi soğurabilecek şekilde [...]
Bizler maddî vücudumuz itibariyle bir zamanlar bir yıldızın parçasıydık esasen. Muhtemelen bu, Güneş’imizden çok daha büyük bir yıldızdı ve kâinatın yaratılış anından hemen sonra, yani ilk birkaç yüz bin sene içinde meydana gelmişti.
Yıldızlar da canlılar gibi bebeklik, gençlik ve olgunluk çağından sonra nihayet yaşlanır ve sonunda ölüme gider. Galaksiler arasında “nebula” adı verilen gaz ve toz bulutları da bulunur ki, bunlar yıldızların hammaddelerini teşkil eder. Kendi galaksimiz olan Samanyolu’nda gaz ve tozlar, galaksi merkezinden dışarıya doğru uzanan spiral kollarda daha çok bulunur.
Sayısını bilemediğimiz yıldızlardan sadece biri olan Güneş, hayatın devamı adına önemli bir konuma yerleştirilmiş ve muazzam enerji üretim sistemiyle donatılmıştır. Güneş, Ay ve diğer gökcisimleri, ulvî gâyeler için Dünya misafirhanesine hizmetkâr kılınmıştır. Acaba bu gökcisimlerinin varlıkları sonsuza kadar devam edecek midir?
Bir ateş küre üzerine oturduğumuz ve atmosferi meydana getiren gazların yerçekimiyle arz etrafında tutulduğu bilinmektedir. Kuvvetli bir çekimle dünya atmosferinden ilk önce kaybolacak şey, teneffüs ettiğimiz hava olacaktır. Böyle bir durumda dış basıncın kalkmasıyla, büyük ölçüde sudan (% 70) müteşekkil olan yeryüzündeki canlılarda ‘iç basınç’ galebe çalacak ve canlılar parçalanacaktır.