Fuuby

Bilgi guctur , paylastikca buyur.

admin On Ocak - 17 - 2010

1970’li yıllarda televizyonda robot haberlerini duyanlar kısa bir zaman sonra etrafta robotların dolaşmaya başlayacağını sanır ve belki de heyecanlanırlardı. O ilk insan şeklindeki robotlardan biri Shakey’di. Shakey, özel olarak hazırlanmış odalarda dolaşabiliyor, radyo dalgalarıyla gönderilen görevlere göre odadaki kutuları itmek suretiyle bir yerden bir yere götürebiliyordu. O günlerde Shakey büyük bir başarı olarak algılanmıştı. Shakey’de bulunan özellikler daha da geliştirilerek yakın zamanda insan fiziksel özelliklerini daha çok yansıtan robotlar yapılabileceği sanılmıştı. Çünkü Shakey benzeri robotlar üzerlerindeki kameralarla etraflarını görebiliyorlar, alıcıları vasıtasıyla radyo dalgalarını dinliyor, üzerlerindeki basit bilgisayarlarla bu mesajları değerlendiriyor ve mesajlar doğrultusunda iş yapıyorlardı.

Fakat robotlar sanıldığı şekilde değil başka şekillerde gelişti. Mesela günümüzde tam otomasyonlu depolar gibi özel olarak tanzim edilmiş mekânlarda hareketli robotlar başarıyla kullanılırken, her ortamda kullanılabilen robotlar üretilememektedir. Bu vak’ayı MIT (Massachusettes Institute of Technology) Sunî Zekâ Laboratuarı başkanı Rodney Brooks şöyle izah ediyor: Shakey gibi robotların çalışabilmesinin tek nedeni, bulundukları çevrelerin çok özel tanzim edilmiş olmasıdır. Bundan dolayıdır ki aradan geçen 20 yıla rağmen aynı performansı daha genel bir çevrede, mesela bir büroda, gösterebilen robotlar üretilememiştir. Yani bir robot ancak hangi çevreler için programlandıysa oralarda kullanılabiliyor; bu çevreler ise pratikte hep özel çevreler olabiliyor. Hâlbuki tabiatta sayısız böcekler, sinekler, kuşçuklar en güzel şekilde değişik yerlerde hem yürür hem de uçarlar, demek ki bu kuşçukları da, dolaştıkları yerleri de yapan birdir.

Robotlara soyut düşünmeyi öğretmeye çalışmanın boşa olduğunu savunan bazı bilim adamları, başlangıçtan beri kullanılan çevrenin modellenmesi esasına dayanan yaklaşıma alternatif olarak “davranış-esaslı yaklaşım” denilen yeni bir yaklaşıma yöneliyorlar. Fakat her iki taraftan da bazı araştırıcılar diğer yaklaşımın insan seviyesindeki zekâya yakınlaşabilmek için uygulanamayacağını (ilgisiz olduğunu) ileri sürmektedirler. Mesela yapay görme sistemi üzerinde çalışan ve bir sineğin görme özelliğini, buzdolabı büyüklüğündeki ve devamlı kontrol gerektiren bir cihazla gerçekleştiren Thomas Paggio, Brooks hakkında şunları söylüyor: “Yaptığı şeylerin çoğu, 1950’lere dönüşten başka bir şey değil. Biz, tepkisel hareketin, bir robotu sağa-sola çarpmaktan koruyacağını zaten biliyoruz, önemli olan, irade sahibi bir insan gibi, bir nesneye çarpıp da dönme yerine bir yol ayrımına geldiğinde sağa mı, sola mı gideceğine karar verebilecek daha ileri bir zekâ modeli kurabilmek.”

Popularity: 1% [?]

Kategori : Teknoloji

Hemen Yorum Yap